UTANÇ MEVSİMİ

UTANÇ MEVSİMİ

 

Utanç  Mevsimini yaşıyoruz.

Kurşun gibi ağır bir havada.

Faşizmin boyunduruğu altında.

İnsanların bütün akli melekelerini yitirdiği, zihninin karardığı, kalbinin çürüdüğü,  nefeslerin kan koktuğu utanç mevsimindeyiz.

Gözü dönmüş siyasi hesapların,   mide bulandıran bir kaypaklığın, dehşet verici bir alçaklığın organize ettiği bir kötülük hükümranlığı içindeyiz.

Tozun dumanın içindeyiz.

İnançların, değerlerin, vicdanların askıya alındığı bir dönemdeyiz.

Vicdanlarda bir adalet terazisi varsa eğer, bu ülkede o teraziyi ya hileli kurmuşlar, ya da vicdanların önüne geçen korku nedeniyle her daim güçlü olandan yana ağır basıyor.

Bu utanç mevsimini yaşamamıza, savaşın, şiddetin, linç kültürünün ülkede hüküm sürmesine neden olan gerçek suçluları yargılamak yerine ırkçılık denilen tehlikeli limandan yol almak isteyenler çocuklarının geleceğini ateşe atmaktan başka hiç bir şey yapmıyor.

Gerçekten de tek bir kişinin ülkeyi tek başına yönetebilmesi için ak kefenler giyenlerle,  savaş çıksın diye elini değil bedenini taşın altına koyanların kurdukları kutsal ittifak ülkemizi tek kelime ile cehenneme çevirmiştir.

Sivas katliamını da zamanında birlikte yapan bu “kutsal ittifak”  figüranları Türkiye’nin her yerinde binalar yakarak eski hunharlıklarından  hiç bir şey kaybetmediklerini ortaya koyuyorlar.

Yoldan geçen otobüsleri sadece Kürt illerine sefer yaptıkları için taşlayan izansızlara o araçlarda çocukların da olduğunu hatırlatsak acaba kendi çocuklarının yüzüne bakarken bir kere olsun yüzleri kızarır mı?

Kürt inşaat işçilerine, mevsimlik işçilere saldıran vicdansız güruhlar Kürt emekçilerinin alın terleriyle yapılan evlerde vebal altında kalmadan oturabilecekler mi? Mevsimlik işçilerin topladığı fındıkları satarak para kazananların sonra da onları linç edenlerin boğazından geçen lokmalar helal sayılır mı?

Peki ya sadece esmer olduğu için Antalya’da linç edilmek istenen Burdurlu MHP’li vatandaş hala MHP’li midir mesela? Onu kitlenin elinden kurtarmak isteyen güvenlik görevlisi bu arkadaş Burdurlu dediği zaman görevini yerine getirmiş mi oluyor?  Orada Hakkari’li bir vatandaş olsaydı öldürülmeyi hak mı edecekti?

Kürtlerin  Osmanlı döneminden beri giydiği ulusal kıyafeti giyip fotoğraf çektirdiği için  Marmaris’te linç edilen sonra da Atatürk büstü öptürülen insanın yaşadığından utanç duymayan Kemalistler var mıdır mesela? Mustafa Kemal yaşasaydı böyle bir görüntüye ne derdi sizce? Bir cevabınız var mı? Yoksa bu görüntüden dolayı kendinizden mi geçtiniz? Eğer öyle ise siz hiç olmamışsınız.

Yazacak daha ne çok şey var. Dileğimiz bu çılgınlığın bir an önce son bulması.  Ama parayla tutulduğu aşikar olan sokak provokatörlerinin işe daha yeni başladığı görünüyor. Bu durumun şimdilik ilk çözümü sokaklarda cirit atan eli kanlı güruhları yalnızlaştırmak.

Ve yüksek sesle Barışı haykırmak.

Yoksa bu Utanç Mevsimi uzun sürecek.

Ve bahar bir daha gelmeyecek güzelim ülkeye…

 

Selçuk DURAN