TARİHÇİ YAZAR NECDET SAKAOĞLU'NDAN MAKALE "Mursal mı? Altın mı?"

MURSAL MI, ALTIN MI? (Necdet SAKAOĞLU)
Türkiye’de kuruluş öyküsü bilimsel çalışmalarla saptanmış kaç köyümüz vardır? İskandinavya ülkelerinde kırsal yerleşimlerin tarihleri, doğal kaynakları, kültür ve sosyal değerleri geçen yüzyılda incelenmişti. Bizde ise asırlar hatta bin yıllar ötesinden ün veren örenler tümülüsler, höyükler saklayabilmiş köyler var. Bunların eski- yeni adlarından başlanarak tarihlerinin araştırılmasına 21. Yüzyılda bile başlanamadı. Ağustos ayında Yusuf Güldalı dostumuzun rehberliğinde Ulucami Bilim Kurulu üyeleriyle Tuğut, Handere, Burmahan köylerini ziyaret etmiştik. Sanıyorum Anadolu Selçuklu dönemi eserleri sıralamasında en başta yer alacak kervansaray, han, köprü vb, eserler görüldü.

Cumhuriyet’in temeli kültürdür diyen Atatürk’ü saygıyla anarken onun bu hedefi doğrultusunda, binlerce köyümüzden kaçında doğal- kültürel varlık araştırmaları yaptık? Yaygın anlayış şu: Köyler salmalıktır. Korusunu tıraşlamak, tepelerini altüst edip maden aramak, küp dolusu altın hayaliyle harabelerini altüst etmek kolaydır. Sözünü ettiğim gezide Burmahan Kervansarayının bütün temellerinin söküldüğünü gördük. Kervansaray, saray değil, handır. Temelinde define hayali kuran da kara cahildir. Bu cahilliği 21. Yüzyıla taşımaksa aymazlıktır. Karayolları, Handere’deki iki gözlü tarihi taş köprüyü betonla sıvatıp derzleterek kurtarmış! Demek ki tarihi kimliği kurtarmakla tahrip etmenin ayrımında olmayan teknik elemanlarımız var.

Arapkir kırsalında bulunan Göktürk yazıtlı bir mezar taşının köy müzesinde sergilendiğini medyadan öğrendik. Kanımca Türkiye tarihi kadar Arapkir -Divriği yöresi için de önemli bir bulgu: Taşta, Göktürk harfleriyle “her canlı ölecek” anlamında 2 sözcük: ”Neng ölesi” yazılı. Şu halde Göktürk/Oğuz boy ve obaları, Arapkir ve Divriği kırsallarına Malazgirt Savaşından 3-4 yüzyıl önce, kendi kültürleri, inançları ve yazılarıyla gelip yerleşmişler. Mezar taşı da temelli yerleşmenin kanıtı.

Mursal’a gelince: O yörede gece gündüz define arayanlara şimdiler bir de altın madeni arayanların dozerleri kepçeleri katılmış! Divriği’nin maden yatakları elbette işletilecektir ama bu işler, köylerimizin alt üst edilmesine, tarih arlıklarının yok edilmesine neden olmamalıdır. Örneğin Osmanlı batı cephelerinin kahraman serdarlarından Sarayını Mursal’da kuran Nebi Paşa’nın bu köydeki izleri araştırıldı mı? Veya 18. kapanırken Vezir Köse Mustafa Paşanın Mursal’ da yaptırdığı değirmen ve çeşme duruyor mu? Geçen asırlarda deve kervanlarıyla Hargün tuzlasından Malatya’ya, Maraş’a, Halep’e kadar tuz taşıyarak yaşamlarını sürdüren Mursal ve yöresi köylülerinin çileli tarihi incelendi mi?…Altın arayıcıları Mursal’ın tarihini bilmeden kepçelerini köye nasıl sokacaklar?

Divriği ve çevresi tarihiyle elli yıldır uğraştığım için sormakta haklıyım: Bu ruhsat verilmezden önce köyde ve mezralarında yüzey araştırmaları, arkeolojik çalışmalar yapılmış mıdır? Divriği havzasında Mursal yöresinde Hititlere uzanan iki üç bin yıllık bir tarihin izleri saklı. Unutmamalı ki araziyi alt üst edecek aygıtlar, altın zerreleri bulabilir ama ondan daha değerli kültür varlıklarını da yok edilebilir.

Salt rençper gücüyle taşla kerpiçle şekillenmiş köy manzaralarımıza saygı, ulusal bilinç ve vatan sevgisi gereğidir. Binlerce ton topraktan gram gram altın eleyip geriye, Mursal’da veya başka bir tarih yurdunda siyanürlü moloz yığınları bırakmak, ağır bir sorumluluktur.