KENTİN SAKİNİ DEĞİL SAHİBİYİZ!

 

Yönetim Kurulu Üyelerimiz, yerel seçimler öncesi çeşitli etkinliklere katılarak, kentimizle ilgili nasıl bir yönetim anlayışı istediğimizi ve beklentilerimizi ifade eden görüş ve önerileri dile getirmeye devam ediyor. 

24 Mart Pazar günü, Avcılar ve çevresinde yaşayan Divriği'liler sabah kahvaltısında buluştular. Etkinliğe CHP İstanbul Milletvekilleri Ali Şeker ve Sibel Özdemir, İstanbul Büyükşehir Belediye Eski Başkanı Nurettin Sözen, Avcılar Belediye Başkan Adayı Av.Turan Hançerli, MMO İstanbul Şube Başkanı Battal Kılıç, Divriği Kültür Derneği Başkanı Cafer Yıldız ve YK Üyeleri, birçok STK ve Dernek Temsilcisi de katıldılar.

Aynı gün Sarıyer Belediye Başkanı Şükrü Genç'in STK' lar için düzenlediği kahvaltıya katılım sağladık. Kendilerine ve Divriği'li hemşerimiz belediye meclis üyesi adayımız Sayın Nadir Günday'a misafirperverliğinden dolayı teşekkür ediyoruz.

31 Mart'ta, yerel yönetimler anlayışımızı benimseyen tüm hemşerilerimize ve adaylara başarılar diliyor ve konu ile ilgili deklarasyonumuzu bir kez daha yineliyoruz.

Kentin sakinleri değil sahipleriyiz,

İstanbul için “ACİL KATILIMCI DEMOKRASİ” talep ediyoruz.

Bu güzel ülkenin her bir köşesinde, doğduğumuz yerlerde yaşamımızı idame ettirebileceğimiz ekonomik potansiyeller varken, bilimle, sanatla, kültürle topyekun kalkınabileceğimiz imkanlarımız elimizdeyken, 1950’li yıllarda yönetime gelen sağcı ve emperyalizmle işbirlikçi iktidarlar eliyle,  emek sömürüsüne ve rant ekonomisine dayalı bir sistemin ucuz emek gücü olarak memleketlerimizden koparılarak İstanbul'a mecbur kılındık.

Türkiye yüzölçümünün % 1’i bile olmayan bir toprak parçasına % 22 nüfusla sıkıştırıldık. En fazla 8 milyon nüfusu taşıyabilecek bu kadim kent İstanbul, bugün 18 milyon nüfusa ulaşmış, kaosun hüküm sürdüğü bir beton yığını haline getirilmiştir. Bu kaos İstanbul'da yaşayan yurttaşlarımızı canından bezdirmiştir. Terk edip gitmek de mümkün değildir. Çünkü Anadolu’da yoksuldur ve bitirilmiştir.

İstanbul’da 1994 yılından 2019 yılına gelen süreçte 25 yıllık AKP yönetimi, kendilerinin de ifade ettiği şekli ile “İstanbul'a ihanet etmiştir”. Birçok medeniyeti bağrında barındırmış bu kadim kent, benzeri görülmemiş bir saldırıya maruz kalarak hoyratça talan edilmiştir. İstanbul'da yaşamak zulüm haline gelmiştir.

Önümüzdeki 31 Mart Yerel İdareler Seçimleri 1989'daki genel atmosferle benzerlik taşımaktadır. Köklü değişim olacağının güçlü emareleri vardır. Ancak bizler, sosyal demokrat belediyelerin birçoğunun çalışmalarına baktığımızda 1989'dan 1994'te geçen süreçteki hataların tekrarlama potansiyelini de görüyoruz. Bir 25 yıl daha bu zulme katlanmak istemiyoruz. Bu nedenle buradan çok güçlü bir şekilde uyarmak istiyoruz.  Hata yapmaya, bu kenti de bu halkı istismar etmeye hiç kimsenin hakkı yoktur. Bıçak kemiktedir. Belediyelerde yöneticilerin seçildikten sonra halka sırtını döndüğü sözde “temsili demokrasi” den,  artık doğrudan söz sahibi olacağımız gerçek “demokratik katılımcı demokrasiye” geçilmesini talep ediyoruz. Kentte söz sahibi olmak istiyoruz. Sokak temsilcilerinden, Mahalle meclislerine, Mahalle meclislerinden “güdümsüz” Kent konseylerine örgütlenerek bu kenti biz yöneteceğiz.

Belediye başkanlığına, meclis üyeliğine aday olanlardan, siyasi partilerden talebimizdir. Bu kente ve halkına ihanet etmeyin. Demokratik, doğrudan katılımcı sosyal bir belediyecilik anlayışını yaşama geçirin. Bulunduğunuz yerleri mevki ve makam olarak değil, kişisel ikballeriniz için değil, yandaşlarınıza ve siyasi yapılarınıza menfaat sağlamak için değil, içinde bulunduğumuz karanlıktan topyekûn çıkmak için mücadele verilen bir mevzi olarak görün. Halkı yönetime katın ve taleplerini dikkate alın.

Halkın kendini Yönetecek belediye başkanlarının belirlenmesinde söz sahibi olmaması, başarısız belediye başkanları  üretmektedir. Önümüze tepeden inme konulan birçok aday vicdanlarımızda derin yaralar açmıştır. Ancak şu süreçte bunu tartışacak durumda değiliz. Ama sabrımız kalmadı. Kişisel menfaatleri için, aday gösterilmedikleri Parti'den istifa ederek, Truva partilerinden iktidara Truva atı olanlara da bir çift sözümüz var. 25 yıldır aynı oyun tezgâhlanıyor ve oynanıyor. Ve sizler bu oyunun piyonu olarak her seferinde sahaya sürülüyorsunuz. Ülke kaybediyor, kentlerimiz kaybediyor, geleceğimiz kararıyor. Yetti artık. Bıçak kemikte. Kişisel menfaatlerini toplum yararı önünde tutanlar, artık çekilin bu kirli oyundan.

Bugün, kentlerimizin ve toplumun yerel seçimlerde, her zamankinden daha çok, “toplumcu demokratik ve halkçı bir yerel yönetim” anlayışına ihtiyacı vardır. Bu anlayış, katılımcılığın önünü açan, toplumun değişik kesimlerine, karar alma, uygulama ve denetleme süreçlerinde söz hakkı tanıyan politika ve uygulamaların hayata geçirilmesidir.

Divriğililer olarak, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin  (TMMOB) Yerel Yönetimler Seçim Bildirgesindeki talepleri, talebimiz olarak kamuoyuna deklare ediyoruz.

  • Özerk-Demokratik-Etkin Yerel Yönetim İstiyoruz
  • Halkçı, Toplumcu, Katılımcı Yerel Yönetimlerde Kentin Sakini Değil, Sahibi Olmak İstiyoruz
  • Etkin Kentsel Hizmet Üretimi İstiyoruz
  • Kamu Yararı Odaklı Kent Planlaması İstiyoruz
  • İnsanlık Onuruna Yaraşır Sağlıklı Bir Çevrede Yaşamak İstiyoruz
  • Nitelikli, Erişilebilir ve Herkes İçin Sağlık İstiyoruz
  • Sağlıklı, Erişilebilir ve Güvenli Gıda Hakkımızı İstiyoruz
  • Güvenli ve Sağlıklı Barınma Hakkı İçin Rant Odaklı Olmayan Kentsel Dönüşüm İstiyoruz
  • Güvenli Yaşam Hakkımızı İstiyoruz
  • Kent İçi Ulaşım Sorunlarının Çözülmesini İstiyoruz
  • Kentlerde Enerji Verimliliği Esasına Dayalı Enerji Yönetimi İstiyoruz
  • Doğal ve Kültürel Mirasın ve Kent Kimliğinin Korunmasını İstiyoruz
  • Kadınların, Çocukların, Engellilerin, Yaşlı ve Yoksunların Toplumsal Yaşama Tam ve Eşit Yurttaşlar Olarak Katılımı İçin Engelsiz Kent Ortamları İstiyoruz
  • Şeffaf ve Denetime Açık Yerel Yönetimler İstiyoruz
  • Kent Suçlarından Arındırılmış Kentler İstiyoruz
  • Nitelikli Hizmet Üreten Yerel Yönetimler İstiyoruz
  • Kent Paydaşlarımız Olan Diğer Canlılar İçin Bir Arada Yaşayabileceğimiz Güvenli Sağlıklı ve Yeterli Kent Ortamları istiyoruz.

Bu vesile ile yüreğinde yurtseverlik ve demokrasiyi içselleştirmiş olan her bir Divriğilinin 31 Mart’a giden süreçte yaşanılabilir bir İstanbul için mücadele edeceğini, 31 Mart’tan sonra da kentine ve yaşamına sahip çıkacağını kamuoyuna deklare ederiz.

Divriği Kültür Derneği

49.Dönem Yönetim Kurulu

İmzası bulunan köy derneklerimiz: Adatepe, Akmeşe, Arıkbaşı, Avşacık, Başören, Bayırlı, Bayırüstü, Beyköy, Çakmakdüzü, Çamurlu, Çiğdemli, Çitme, Derimli, Dumluca, Erikli, Göndüren, Güllüce, Günbahçe, Güneş, Güneyevler, İkizbaşak, İmirhan, Karakale, Karaman, Karşıkonak, Kavaklısu, Kayaburun, Kekliktepe, Kırkgöz, Oğulbey, Ovacık, Ölçekli, Özbağ, Sincan, Uzunbağ, Yağbasan, Yalnızsöğüt, Yuva Sarpan